Bitmeyen Site
Önümüzde dolu dolu sayfalar, not kağıtları yığılmıştı.
Ana sayfa, ürünler, hizmetler, haberler, iletişim, biz kimiz, neyiz derken artık hayatı sorgulama noktasına gelmiştik. Alt tarafı şirketin web sitesi yapılacaktı! …ve alt tarafı biz de içerik oluşturmaya çalışıyorduk!
Peki, her şey bu noktaya nasıl gelmişti? Bunca toplantıdan sonra nasıl olmuştu da her şey birbirine karışmıştı? Tasarımcı şirket hazırdı, tasarım da hazırdı. Domain alınmıştı. Hosting yeri ayarlanmıştı. Uzun lafın kısası her şey hazırdı da, web sitesini web sitesi yapacak olan şeyi, yani içine ne koyacağımızı bir türlü netleştiremiyorduk!
Gecenin bir vakti yine bir masa başı toplantısı esnasında arkadaşlardan biri “Ömür törpüsünün ne demek olduğunu şimdi anlıyorum.” diyerek yaşadığımız süreci çok güzel özetlemişti. Şirket içinde ise dalga konusu olmuştuk. Şöyle diyaloglar yaşanıyordu: “bitmeyensite.com diye adres aldık. Sizin ekibin fotoğraflarını orada yayınlayacağız hahahahhah!!!”, “Ne güzel demiş şair: bitmeyen işler yüzünden, siz böyle olsun istemezdiniz, bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi hehehe!!!”
Sonunda patronun “Kanırtmayın bu kadar çocuklar, elinizdekileri gönderin tasarımcılara, sonrasına bakarız.” cümlesi ile rahatladık. Böylece toparlayabildiğimiz kadarıyla içeriği gönderdik, tasarımcılar da siteye koydular.
O gündür bu gündür sonrasına bakacağız!
Ender Erkan (Pazarlama Asistanı)
Welamon der ki; Içerik olusturmanın yöntemi vardır. Yardım alın.
Web sitelerinin oluşturulma aşamasında aslında her firma kendini tekrar tanımlar. Bazen karışık bir süreçmiş gibi görünse de işin özü; firmanın kimliğini, yaptığı işi, verdiği hizmetleri, ürettiği veya sattığı ürünleri doğru şekilde sunmasından ibarettir. Bunun da basit bir yöntemi ve sistematiği vardır. Web tasarımcınız sizi bu konuda doğru yönlendirecek bilgi ve deneyime sahip olmalıdır.
Bizim Yeğen...
Bir web sitesine ihtiyacımız vardı. Kime yaptıralım, nasıl yaptıralım derken, patron “Bizim yeğen bilgisayarcı, anlar bu işlerden, onu bir arayalım” dedi. Yeğen de “Ben hallederim abi” şeklinde cevap verince, oh mevzu halloldu dedik.
Yeğen ertesi gün şirkete geldi. Kısa bir toplantıdan sonra yeğene şirketimizin logosunu, içerik olarak yararlanması için elimizdeki broşürleri verdik. O da başladı çalışmaya. Aradan bir ay geçti. Biz bitmiş site beklerken gele gele bir site taslağı geldi. Üstüne üstlük gelen taslak, sürrealist bir şaka gibiydi.
Evet, ben web tasarımcısı değildim ama endüstriyel tasarım mühendisiydim. Renk uyumunun ne olduğunu, nesne ölçütlerinin ne olması gerektiğini az buçuk bilirdim. O anda bu işin yeğen ile olmayacağını anlamıştım. Ancak durumu patrona aktarmaya çalıştığımda yeğenini kırmaktan çekindiğini fark ettim. Bunun üzerine tasarımı olabildiğince elden geçirdim ve yeğeni siteyi kodlamaya başlamak üzere gönderdim.
Aradan 1 ay daha geçtiğinde web sitemiz artık “biraz!” yayındaydı. Biraz yayında olmak nasıl bir şey izah edeyim. Bazı sayfalar çalışıyor bazı sayfalarda ise “sayfa bulunamadı” ibaresi çıkıyordu! İletişim formu dolduruluyor ancak bize ulaşmıyordu!
Üstüne üstlük sitede, nereden geldiğinizin ve nereye gittiğinizin belli olmadığı bir kendini kaybetme durumu vardı. Yeğeni tekrar aradık. Ancak web tasarımcılığı yeğeni pek sarmamış olacak ki yeni sulara yelken açmıştı. Amerika’ya gitmiş, bir benzincide pompacılık yapıyordu.
Bizim site mi? O günden bugüne hala “biraz” yayında işte…
Emir Fikrici (Müdür Yardımcısı)
Welamon der ki; Berberden diş doktoru olmaz.
Her işte olduğu gibi web sitesi yapımında da ancak profesyonel yaklaşımlar ile doğru sonuçlar elde edilebilir. Web siteleri günümüzde son derece önemli fonksiyonlara sahip olup firmaların ticari başarısında önemli rol oynamaktadırlar. Bu yüzden yapım süreçlerinde de azami özenin gösterilmesinde, profesyoneller ile çalışılmasında fayda vardır.
Welamon Hikayesi
Ortağımla yeni açtığımız restoran için bir web sitesi yaptıracaktık. Ama neyi nasıl yapacağımıza bir türlü karar verememiştik. Buna karşın etrafımızdaki herkes bir anda guru kesilmiş bize birbirleri ile çelişen öneriler yağdırıyordu. Bizim de kafamız karışmıştı.
Bir akşam Welamon’la tanıştık. Restoranımıza tesadüfen gelmişti ve tesadüfen sohbete başlamıştık. Derdimizi öğrenince bize kısaca bilgi verdi ve ofisine davet etti. Ertesi gün yaklaşık bir saatlik bir sohbet esnasında bize sorular sordu, ne yapmak istediğimiz anlamaya çalıştı. Bizi birçok konuda aydınlattı ve sonra da bir form çıkartıp doldurdu. Formda elimizde fotoğraflar bulunup bulunmadığından, siteyi bizim güncellemek isteyip istemeyeceğimize kadar pek çok soru vardı. Hepsini cevapladık ve ona teslim ettik. Ardından da “Peki, şimdi ne olacak?” diye sorduk.
“Yarın malzemelerinizi bize gönderir göndermez işe koyulacağız, bir hafta sonra da sitenizi yayına çıkmış vaziyette teslim edeceğiz” dedi. İçimden “Bu kadar kolay mı?” diye bir soru geçtiğini hatırlıyorum. Sorumun cevabını web sitemiz açıldığında aldım. Her şey olması gerektiği gibiydi. Abartısız ve eksiksiz!
Web sitemiz yayına girdikten sonra pek çok övgü aldık, ziyaretçi sayımız arttıkça, müşteri sayımız da arttı. Şimdi ise online sipariş sistemi kurmak istiyoruz. Welamon’la bağlantıya geçmenin vakti geldi :)
Sami Üzümcü (Restoran Sahibi)
Welamon der ki; Alim olan anlar…
Hem Ucuz Hem Şık!
Yıllar önce yaptırdığımız web sitemiz hem içerik hem de tasarım açısından demode olmuş, artık değiştirme zamanı gelmişti.
Birkaç firma ile görüştük. Bunlardan bir tanesi bizimle gerçekten çok ilgilendi. Daha anlaşma yapmadan bir sürü örnek olarak hazırlanmış, son derece şık tasarımlar gönderdi. Bu çabalarından etkilendik tabii. Fiyatları da uygundu. İşi onlara verdik. Onlar da 15 gün sonra sitemizi teslim ettiler. Tek kelimeyle harika, sorunsuz bir iş olmuştu.
Ancak aradan bir 15 gün daha geçmemişti ki; noter kanalı ile gönderilmiş bir ihtarname aldık. Özetle bir Amerikan şirketinin Türkiye temsilcisi olan firma, kendilerine ait bir tasarım şablonunu izinsiz kullandığımızı, bu yüzden bizi dava edeceklerini söylüyordu.
Bunun ne anlama geldiğini anlamak üzere web sitemizi yapan firmayı aradık. Hiç bir yere varmayan telefon konuşmasının ardından kendileri açıkça itiraf etmese de ayan beyan ortada olan gerçek şuydu; Web tasarımcımız firma, tasarım falan yapmamıştı. Internet’te bulduğu, telif hakları bir Amerikan tasarım şirketine ait tasarımları sanki kendisininmiş gibi bize sunmuştu. Yani çalmıştı. Biz de yemiştik.
Amerikan şirketine, web sitesine ödediğimizin 4 katı tazminat, avukatımıza ise bunun neredeyse yarısı kadar avukat vekaletlik ücreti ödeyerek kendimizi zor kurtardık. Web sitesi gerçekten çok ucuza gelmiş, telif haklarını ihlal eden şirket damgası da üzerimizde pek şık durmuştu!!!
Zeynep Kırbaş (Müşteri Temsilcisi)
Welamon der ki; Ne satın aldığınızı iyi bilin.
Sadece tasarımlar değil, kodlar bile çalıntı olabilir. Telif haklarının ihlali ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Bu yüzden web sitesi yaptıran firmalar satın aldıkları hizmetin gerçekten web tasarımcısı firma tarafından üretildiğine emin olmalıdır.
Maalesef Taşındık
Olaylar, iş yerimizi Kadıköy’den Mecidiyeköy’e taşımamızla başlamıştı. Sadece ama sadece web sitemizde yer alan adres ve telefon numaralarımızı değiştirmek istiyorduk. Bizimle ilgilendiğini sandığımız web sitemizi yapan, iki yetenekli gençten oluşan firmayı, kartvizitlerinde yazan cep numaralarından aradım.
Ancak onlar, kendilerini “aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor” konumuna almışlardı. Zaten bir firmaya cep telefonundan ulaşmaya çalışmak yeterince garipti, bir de her iki kişiye birden ulaşamamak, olaya filmvari bir Sherlock Holmes gizemi katıyordu. Bunun üzerine ben de kendilerine derdimi anlatan kısa bir e-mail gönderdim. Fakat aradan iki gün geçmesine rağmen hiçbir yanıt gelmemişti. “Şunları bi’ daha arayayım bakalım” diyerek numaraları çevirdim. Ancak karşımdaki hoş bayan sesi bana yine, aradığım kişilere ulaşamayacağımı söylemişti. Sinir katsayım artmaya başlamıştı, web sitemizdeki iletişim bilgisini güncelletmeye çalışırken kendimi GSM operatörünün güzel sesli “bayan aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor”u ile tek taraflı bir diyalog içinde bulur olmuştum.
Sıkılıp işin peşini bıraktım. Bir ay kadar web sitesindeki iletişim bilgilerini güncelleyemedik. Sonra bir gün cep telefonum çaldı. Karşımda altı aydır distribütörlük almak için peşinden koştuğumuz, sayfalar boyu yazıştığımız Kore’li firmanın genel müdürü vardı. İstanbul’daydı… Kadıköy’deydi… Eskiden bizim işyerimiz ama şimdi Karadeniz Pidecisi!!! olan dükkandaydı ve bize “Tekstil makineleri ithalatından vazgeçip pideciliğe mi başladınız?” diye soruyordu!!!
Titredim… Derin bir nefes aldım ve Korece
“Merhaba” dedim…
Ziya İlk (Şirket Sahibi)
Welamon der ki; Kurumsallaşmış web tasarımcısı firmalar ile çalışın..
Bir web sitesine sahip olmak kısa bir süreç iken, işletmek zamana yayılmış bir süreçtir ve tasarımcı firma ile uzun süreli, sağlıklı bir ilişki gerektirir. Bu yüzden kurumsallaşmış ve etik kurallara bağlı firmalar ile çalışmakta fayda vardır.
Google'ın Laneti
Google’da işimizle ilgili kelimeler arandığında dördüncü-beşinci sayfalarda değil ilk sayfada çıkmak istiyorduk. Bir gün bir e-mail aldık. “Sitenizi Google’da %100 garantiyle ilk sayfaya çıkarıyoruz!” diyordu. Maili gönderenlerle iletişim kurduk, 1.000 lira istediler, yarısını peşin, yarısını da ilk sayfaya çıkınca… Peşinatı ödedik. Onlar da sitede bir şeyler yaptılar ve 1 ay kadar beklememizi söylediler. 1 ay sonra bir gün benim ortak bir heyecan odama daldı. “Oğlum Google’da bizim kelimelerle arama yap da bak” dedi, “İlk sayfadayız”!!! Baktım, gerçekten de birçok kelime ile ilk sayfada çıkıyorduk. Harika! Olağanüstü! Muhteşem! Firmaya teşekkürler eşliğinde kalan alacaklarını da ödedik.
Ancak sevincimiz kısa sürdü. Aradan 2 gün geçmişti ki aniden artık ilk sayfada olmadığımızı gördük. Sonraki sayfa, sonraki sayfa, sonraki sayfa, delirmek üzereydim; otuzuncu sayfada bile yoktuk. Telefona sarıldık, firmayı aradık. Yanıt yok. Bir daha ara, bir daha ara, yanıt yok! Paniklemiştik. Eşe dosta sormaya başladık. Sonunda bu işlerden anlayan bir abimiz durumu bize izah etti. Konu şuydu: “Google’ın lanetini” üzerimize çekmiştik. Bu tip firmalar bazı üç kağıt yöntemler kullanarak Google’ı –bir süreliğine- kandırıyorlardı. Ama kısa bir süre sonra Google’ın yapay zekası mevzuyu fark ediyor ve sizi lanetliyordu. Yani sizi indekslerinden siliyor, sizi yok kabul ediyordu. Bu iç acıtıcıydı. Internet’ten silinmiştik!
Peki, şimdi ne olacaktı? Bilen abimiz anlattı. Olacak şey şuydu, teknoloji tanrısına kurban verecektik! Verdik de!!! Düzgün bir firma bulup sitemizi toptan değiştirdik. Domainimizi bile değiştirdik. İçeriğimizi olabildiğince zengin tuttuk. Firma da gerekli optimizasyonları yaptı. Tüm bunların ardından yüce Google’ın bizi affetmesi tam 3 ayımızı aldı. Şimdi de birinci sayfadayız. Hem de bileğimizin hakkıyla…
Ahmet Doğruç (Yönetici)
Welamon der ki; Google’a üçkağıt delikanlıyı bozar.
Google’da ilk sayfada olmak isteyen yüzbinlerce site olmasına rağmen Google’ın sadece bir tane ilk sayfasının olduğu fiziki bir gerçektir. Diğer taraftan iyi haber şudur. Google’da kullanıcılarına yaptıkları aramalar sonucunda en çok işlerine yarayacak siteyi sunmaya odaklanmıştır. Siz sitenizin içeriğini, teknik alt yapısını ve optimizasyonunu doğru yaparsanız ilk sayfada çıkma şansınız artar. Bunun dışındaki illegal yöntemler size zarardan başka bir şey getirmez.
Domain Kaçar Ben Kovalarım
Web sitemizi yaptırmak üzere üç kişilik genç ekipten oluşan bir firma ile el sıkışmıştık. Anlaşmamız domain alımı, hosting, güncelleme vb. tüm hizmetleri onların vereceği şeklindeydi. Biraz gecikmekle birlikte sitemizi yaptılar ve yayına çıkardılar.
Anlaşmamıza göre yılda dört defa güncelleme isteyebilecektik. İlk güncellemeyi istediğimizde, isteklerimizin yerine getirilmesi on telefon görüşmesi artı bir ay sürdü. İkinci güncelleme isteğimiz ise bir türlü yerine getirilmiyordu. Ha bugün ha yarın derken ilişkimizdeki gerilim güncelleme için tekrar para istemeleri ile krize dönüştü. Dört güncelleme hakkımızdan sadece birini kullanmışken firmanın bizden para istemesi beni zıvanadan çıkarmıştı. Son görüşmemizde telefonu hiddetle kapattım ve araştırmalara giriştim. Düzgün bir firma bulup anlaştım. Ancak domain bilgilerimiz hala eski firmadaydı ve bu bilgiler olmadan sitemizi başka bir yere taşıyamıyorduk.
Araştırdığımızda durumun tahmin ettiğimizden de kötü olduğunu öğrendik. Bizim zannettiğimiz domain aslında bizim değildi! Adamlar domaini kendi üzerlerine tescil etmişlerdi! Yani domain onlarındı ve bunu bizi süründürmek için kullanıyorlardı. Aradan bir yıl geçti. Firmamızın tam adı ile aynı olan domaini hala geri alamadık. Firma adımızın arkasına Ltd ibaresi ekleyerek biraz zorlama başka bir domaini bu sefer kendi üzerimize aldık. Web sitemiz şimdi bu domain üzerinde çalışıyor. Kendi domainimizi almak içinse avukatımız hala uğraşıyor. “Türk adaletine güvenimiz sonsuz!”
Semin Ferah (Satış Sorumlusu)
Welamon der ki; Ben web tasarımcısının zeki çevik ve aynı zaman ahlaklısını severim.
Bir web tasarımcısı firma ile çalışırken bilgilerini, yeteneklerini, referanslarını incelemek iyidir ancak yeterli değildir. Web işi bir ilişki işidir ve bu yüzden de çalıştığınız firmanın ahlakı ve etik kurallara bağlılığı da önemli bir faktördür.
Her Şey Olup Hiçbir Şey Olamamak, İşte Tüm Mesele
Aklımızda “Yaptığımız haberleri neden internet ortamına taşımıyoruz ki?” sorusu ile yatıp kalktığımız bir dönemdi ki ultra yetenekli, süpersonik olarak lanse edilen bir tasarımcı ile tanışma şansını yakalamıştım. Fırsat bu fırsat yapmak istediğimiz şeyi hemen ona aktardım ve beraber çalışmayı teklif ettim.
Haber ekibimiz ve yayın yönetmenimizin de katıldığı bir toplantıda ne istediğimizi, nasıl bir haber sitesi düşündüğümüzü süpersonik tasarımcıya aktardık. Ancak sırf biz konuşuyorduk o ise hemen hemen hiçbir şey sormuyordu. Toplantının sonunda her şeyi anlamış edasıyla ofisten çıktı ama söylediklerimize hiçbir yorum getirmemesi dikkatimi çekmişti. Siz hayal edin ben gerçekleştireyim modeli bir tasarımcıydı anlaşılan! Bu durum yayın yönetmenimizin pek hoşuna gitmişti ama ben biraz işkillenmiştim. “Haber sitesi yerine başka bir şey getirmesin de” diye geyik bile yaptığımı hatırlıyorum.
Nitekim dediğim gibi de oldu. Haber sitesi yerine, son trendlere uygun afili, yanardönerli acayip bir site tasarımı geldi. Kreatif olmaya bir diyeceğim yok ama site ziyaretçilerine, haber okumak için tıkladıkları alanların arkasından “Az sonraaaa” nidaları ile fotomodellerin çıkacağını düşündürmek de işimize gelmezdi. Nihayetinde biz bir ekonomi dergisiydik. Yayın yönetmenimizin tasarımları gördükten sonra söyledikleri o anki durumu güzel özetlemişti: “Hem bu kadar sanatsal, hem trendy, hem postmodern, hem genç, hem fashion olup bir de ekonomi haberi yapabilir miyiz emin değilim?!!!”. Ya ekonomi tarafını bırakıp magazin dergisi olacaktık ya da süpersonik tasarımcı yerine bizi yönlendirecek birini bulacaktık.
O birini henüz bulamadık ama magazin dergisi de olmadık. Yatıp kalkıp düşündüğümüz “Yaptığımız haberleri neden internet ortamına taşımıyoruz ki?” sorusunu ise “Yaptığımız haberleri internet ortamına adam gibi taşıyalım” şeklinde bir dilek cümlesine dönüştürdük.
Filiz Merve Çamlıyurt (Editör)
Welamon der ki; Her web sitesi fonksiyonuna uygun görselliğe sahip olmalıdır.
Her site yanardönerli olmak zorunda değildir. Sitelerin birincil fonksiyonu sahibinin amaçlarına doğru hizmet etmektir. Örneğin bir satış sitesinin çok havalı olması, satış yapamıyorsa hiçbir işe yaramaz!